23.5.2009 - Aşk Siyahtır Aslında-IV |
Esip geçiyor bu kör saatte kokunu getirmeyen rüzgâr yanımdan yelkeni yırtılmış tekne gibiyim öylece duruyorum kıpırdamadan
“Tek saniye ilerlemiyor zaman”
yağmur en tatlı buse usulca yanaklarıma konan hüznün otağı zihnim ilerliyor sisler altından
“Ah! Yâr, ölmeden son bir kez sesine dokunsam”
lisan-ı halim tarifsiz bu gece ömrümün son demi acıdan talan can kesiği mahzun yüreğim düşlerim eskisinden daha kırılgan
“Yokluğunda yarımım,tamamlanamam ”
sessizlik kuşları yorgun pervane kanat kanat dudaklarıma ram kırk kilit altında adımlarım zerre kanım akmıyor damarlarımdan
“Gök yarıldı yarılacak sus orucumdan ”
acı çöreklenmiş sinsice kedere teslim bende hüsnü zan yine firari gülüşlerim tunçtan gözyaşlarım dökülür yuvalarından
”Ah! Yâr, ölmeden son bir kez yine sarılsam”
gündüze dönerken damlarda gece odam bana benzemiş darmadağın bitap düşmüş ellerim sayfalar dolusu yok ayazından
“Oysa eskiden terennüm ederek geçerdi martılar mısralarımdan”
tek satırlık saltanatım vardı mührünü açamadığım dudaklarında döksem kederimi umman almazdı suretim yansımaz sırlı camlardan.
İlker PAMUKÇU
|
|
Sizin Yorumunuz Nedir ? |
|
Şiir paylaşımlarım
|
|
|