Sokulurken bir çocuk korkulu gözlerle anasının kucağına, Sürüldü mermiler namluya, kızıl bir emir geldi; “Ateş!” vuruldular!
Katledilirken canlar, konuşması gereken kim varsa dikti dudaklarını, paranın cazibesiyle sustu! uygun adım yürüdü asırlardır bitmeyen kin silahlar nefretini kustu kıyıldılar!
Pazara erzak almaya giden o adam, ağabeyinin eline sıkı sıkı yapışmış küçük kız, tezgâhtaki oyuncakları süzen bir çocuk ve daha şiire sığmayan diğer binlercesi ya keskin nişancı, ya havan kurbanıydılar dağıldılar!
beyni yıkanmıştı bazılarının bir basamak daha yükseldi zulüm canlı canlı kalabalığa daldılar Allah! için deyip çektiler pimi yayıldı her tarafa ölüm yok oldular!
Kimisi, " özgürleşeceksiniz" dedi kızlara,kadınlara, silah zoruyla tecavüz etti kana susamışın bir diğeri, milyonlarcasını toplama kamplarına hapsedip, zehirledi yandılar!
Farklıydı kullanılan teknikleri misket denilince yüzleri gülen şen çocuklar, bombasıyla da çabuk tanıştılar sevgi yerine kimyasal soluyan bebekler vardı artık Atomundan nasibini alanlar kavruldular!
Geliştikçe, değişti değiştikçe, mazlumlarda denendi bombaladılar , yaktılar,yıktılar sonuç hiç değişmedi; ölüyorlardı!
Halkların kardeşliğini diline dolayan "özgür bırakın!, eşit davranın!" bize diye bağıranlar okulları yıktılar öğretmen, ebe, doktor, mühendis, vatan evladı vurdular Dahası; kundaktaki bebeğe bile kurşun sıktılar tetiği çeken bu canavarlar sözüm ona insandılar!
Yazmakla bitmez bu utanç asırlar önce kaybetti insanlık vasfını paraya ve güce tapanlar oysa "Öldürmeyeceksin" emri vardı; okumadılar, anlamadılar
Komşusu açken; yanında bir tabak havyarla, neşeyle göbeğini kaşıyordu birileri kadeh tokuşturan silah tüccarlarıyla servetlerine servet katıyordu domuzun itleri!
Vatandaşı ekmek bulamazken, "Pasta yesinler" diyenleri bile gördüğümüz şu dünyada, bir yudum su için kızgın vahada kurban oluyordu minicik canlar leş yiyici akbabalara
Şimdi değişmeyecek bu yazdığımla biliyorum hiçbir şey gücü olanların uşağı olmaya devam edecek hep küçükleri, yine onlardan emir almadan havlamayacak kemik yalamaktan usanmamış kukla kılıklı ülkeciklerin, küçülmüş büyükleri
Onca aristokrat çıkarmışlığıyla övünen Avrupa Nobel ödülü vermekle övünürken Orhan Pamuk’a, sadece izliyor ya hani, bütün bu olanı biteni toplasan bir Atatürk’ün tırnağı etmezler algılayamadıkça "YURTTA SULH CİHANDA SULH" söylemini.
|